Çalgılar
Çin Müzik anlatımının başlıca formlarından birini oluşturan geleneksel Çin tiyatrosunda, gerek müziğe, gerek tiyatroya kendine özgü katkılarda bulunan çalgılar kullanılır. Düz lavta ya da “yuéh-cin” (1) ve perdesiz uzun saplı lavta ya da “san şien”(5), ezgili bir anlatım elde etmek için öbür telli çalgılarla birlikte kullanılır. “Hu-çin”(2) e “erh-hu”(9) gibi telli yaylı çalgılar, melodiyi çalarlar. Batı kemanlarının tersine, bu çalılarda yalnızca iki tel vardır; bu teller üst üste gerilir ve yayın kılları tellerin arasından çekilir. Çift kamışlı, vızıltılı bir ses çıkaran üflemeli çalgı “sona”(6) ara sıra askeri törenlerde kullanılır. Ritim çalgılar, kontrast ve anlatım sağlamak için kullanılır, “şiao la”(3) ve “da lo”(4) büyük gongları, “pan”(7) şakşaklarını ve “ku” genel adı altında toplanan davul(8) çeşitlerini içerirler.

Çalgılarla ilgili ilk tanımlara, Çin krallıklarının M.Ö. II. yüzyıldan önceki tarihini belgeleyen büyük klasiklerde rastlanır. Odlar Kitabı’nda (Şi Çing) daha M.Ö. X. yüzyıl döneminden şarkı sözleri derlenmiştir. Bu sözler çalgıların dinsel eğlencelerde kullanılmasını anlatır. En sık sözü geçen çalgılar davullar, çanlar, ziller, zitherler, flütler ve ağız orglarıdır(bir tür ağız mızıkası). Günümüzde kullanılan ya da tarihsel açıdan önem taşıyan çalgılar aşağıda anlatılmıştır.
Vurmalı Çalgılar arasında Cou döneminin tınlamalı taş çanları olan “çing”ler, günümüzde Köfüçyüscülük törenlerinde hala kullanılmaktadır. Başka bir erken dönem çalgısı da Han Sülalesi’nin askeri seferleri sırasında Çin’e getirilen, Güneydoğu Asya’nın dinsel tören çalgısı “tung ku”dur (fıçı biçiminde, tunçtan yapılmış bir tür iri metal davul). Bu çalgı metal işçiliği ve süslemeleri bakımından olağanüstüdür. Günümüzde Taocu dinsel törenlerde, ayrıca operada çeşitli büyüklüklerde gonglar (lo) ve ziller (po) kullanılmaktadır.
Operayı yönetmede kullanılan çalgı, dikdörtgen şakşaklardan oluşan “pan”dır. Buddhacı törenlerde, simgesel olarak balık biçiminde oyulmuş kafur ağacından yapılma bir yarık-gong olan “mu-yü” (“Çin tapınak bloku”), müziğin vuruşunu belirlemek için kullanılır.
Birçok farklı çeşidi bulunan, “ku” genel adı altında toplanan davullar, halk müziğinde, dinsel törenlerde, operada ve eğlencelerde kullanılır. Davullarda, deri yüzler, genellikle ağaç çerçeveye çivilenir ve genellikle tokmaklarla çalınır. Çok yaygın bazı davul çeşitleri arasında, Çin’in kuzey kesiminde balad şarkıcıları tarafından kullanılan, düz biçimli “çiçek davul” (hua-ku), Çin’in heryerinde rastlanan çift yüzlü varil biçimli “büyük davul” (te-ku) ve gıcırtılı, kuru bir ses üreten, tınlayıcı küçük bir yüzü bulunan tek yüzlü “opra davulu” (pank-ku) sayılabilir.
Üflemeli Çalgılardan bambu flütleri, günümüze eski Çin’de kullanıldıkları basit biçimleriyle gelmişlerdir. Bir ucundan üflenen “şiao”nun yumuşak bir sesi vardır. Küçük topluluklara uygun düşen bir flüttür. Yandan üflenerek çalınan flüt (ti) daha keskin bir ses çıkarır, daha geniş anlatım efektlerine olanak verir. Ağızlığının yanında bulunan pirinç kağıdıyla örtülü deliği, “di”ye vızıltılı bir tını verir. “Di” yorumcuları son derece ustaca teknikler geliştirmişlerdir. Serbest kamışlı bir ağız orgu (ağız mızıkası) olan “şıng dı” çok eski bir çalgıdır. Din dışı müzikte ve Könfüçyüscü müzikte çok sınırlı bir kullanımı bulunmasına karşılık, akorlu, benzeri olmayan bir ses örgüsü üretir. Şaum (zurna) ailesinden çift kamışlı “sona”, Yakındoğu’da, Asya ve Avrupa’da da yaygın biçimde kullanılır; Çin’de Taocu törenlerde, bazen de operada çalınır.
Telli Çalgılardan “şé” ve “çin”, eski eski dönemlerde bilginlerin aşagi yukari tümü tarafindan çalinmiş zitherlerdir. Bu bilginler, söz konusu çalgilar için, çok karmaşik bir repertuar ve son derece ayrintili bir nota yazim sistemi geliştirmişlerdir. Ilk olarak XV. yüzyil başlarinda ortaya çikan “çin” müzigi derlemeleri, notaya alinmiş müzigin en büyük kaynagini oluşturur. Daha parlak sesli, 13 telli bir zither olan “ceng”, eglence amaçlarina daha uygun oldugundan, halk arasinda büyük ölçüde yayginlaşmiştir. Bu çalgi, komşu ülkelerde de yayginlaşmiş (Çin Kültürünün Dogu Asya’daki etkilerine bir örnektir), sözgelimi Japonya’da “koto” adiyla VII. yüzyildan başlayarak çalinmiştir. Yakindogu kökenli, tokmaklarla çalinan birtür sartur olan “yang-çin” eglencelerin en sevilen çalgilarindandir.
Mızrapla çalınan öbür telli çalgılar içinde, perdeli kısa birer boyunları bulunan iki lavta sayılabilir: Armut biçiminde bir teknesi olan ”pi-pa”, yuvarlak tekneli “ay gitarı” adı verilen “yue-çin”. “San şi”, uzun boylu ve yılan derisi gerili küçük teknesiyle bunlardan biraz farklıdır. IX. yüzyıldan bu yana, geniş bir yaylı çalgılar ailesi gelmiştir. Bunlar genel olarak “hu çin” adıyla anılırlarsa da, her bölgedeki değişik biçim, öbür bölgelerdekinden değişik bir ad taşıyabilir. “Erh-hu”, “ching-hu”, ti-çin”, nan-hu”, “erh-şien”, “yeh-hu”, “tou-çin” vb. Bunların tümünde küçük bir tınlatıcının içinden geçen tel taşıyan bir boyun ve kılı, iki tel arasından geçen bir yay bulunur.
NOT: Çin müzik tarihinde değişik büyüklüklerde çalgı toplulukları görülmüş, eski dönemlerde bir çalgı topluluğunun büyüklüğü, sahibinin seçkinliğinin ölçütlerinden biri sayılmıştır.