İstanbul
Pekin
Get Adobe Flash player

Çin Dış Ticaretin Büyüklüğü

Çinde ihracat %28.4 artanrak  yıl sonunda 762.0 milyar dolara ulaştı.

2004 yılındaki 1.15 trilyon dolarlık dış ticaret hacmi ile dünya 3. olan Çin bu unvanını 2005 yılında da korumuş, Temmuz 2005’te gelen % 2.1’lik revalüasyon sonrasında dahi 2005 yılının tamamında rekor dış ticaret fazlası vererek dikkatleri bir kez daha üzerine çekmiştir.2005 yılında dış ticaret hacmi yıllık % 23.2 artışla 1422 milyar dolar olan Çin’de %28.4 artan ihracat yıl sonunda 762.0 milyar dolara ulaşırken, ithalat ise yıllık %17.6 artışla 660.12 milyar dolar olmuştur. Bu sonuçlara göre Çin’in 2005 yılı dış ticaret fazlası % 217 artarak 101.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu seviyesiyle net mal ve hizmet ihracatının talep kompozisyonunda ciddi değişiklik yaratacağı düşünülmektedir. 2001-2004 arasında net ihracatın büyümeye katkısı GSYİH’nın ortalama yıllık % 2.5’i iken 2005 yılında net ihracat etkisi % 5 olmuştur. 2005 yılında Çin, ABD ve Japonya’dan sonra dünyanın üçüncü büyük dış ticaretini gerçekleştiren ülke olmuştur. Hatta dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olan Almanya’yi bile geçmiştir. 2005 yılında ise Çin’in dünya ticareti içindeki payı %6 olmuştur. 2005 yılında Çin’in en çok dış ticaret gerçekleştirmiş olduğu ülkeler 211 milyar dolar ile ABD olmuştur.

ABD’yi 184 milyar dolar ile Japonya ve 137 milyar dolar ile Hong Kong izlemiştir. Hong Kong, Çin’e bağlı özel bir bölge de olsa Çin ile olan ticaret ve yatırım ilişkileri ayrı bir şekilde değerlendirilmektedir.Güney Kore, Tayvan, Almanya, Rusya, Avustralya ve Kanada ise Çin’in diğer ilk ondaki ticaret ortaklarıdır.  2004 yılına göre 2005 yılında Çin’in dış ticaret hacmi en çok %56 S.Arabistan, %52 oranında Avustralya ve % 37 oranında Rusya ülkeleri ile artmıştır.  Diğer ülkeler ile olan dış ticaret artışı ise %25-%35 oranları arasında bir artış göstermiştir. 2005 yılında Çin’in ilk iki ticaret partnerinin (AB, ABD) farklı kıtalardan olmasına rağmen dış ticaretinin çoğunu komşuları ile gerçekleştirmektedir.

Japonya, Hong Kong, ASEAN, G. Kore, Tayvan ile olan toplam dış ticareti Çin’in toplam dış ticaretinin % 48.1’ine tekabül etmektedir. ÇHC, yakın gelecekteki 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları ve 2010 Şangay Uluslararası Fuarı ve “Ana Plan” çerçevesinde belirli bölgelerin yeniden yapılanmasının hedeflendiği, batı tarzı tüketim alışkanlıklarının hızla geliştiği ve bu maksatla başlatılan sürecin tüm hızıyla devam ettiği büyüyen pazar konumundadır. ÇHC’nin diğer önemli özelliği, özellikle yüksek teknoloji ürünleri alanında yabancı sermeya yatırımlarını başarı ile Çin’e çekmiş olması nedeniyle, bu sektörlerde Çin sanayinin rekabet gücünün yüksek oluşudur. Bu kapsamdaki sektörlerin başında makinalar, otomotiv, elektrik, elektronik ürünler ve tekstil ürünleri yer almaktadır.Yüksek teknoloji ürünleri ithalatında, yabancı sermaye yatırımlarına bağlı olarak, ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ülkeler Çin pazarını kontrol etmektedir. Diğer bir deyişle, özellikle nihai mamullerde, Japonya, G. Kore, Avrupa Ülkeleri ve ABD başta olmak üzere, pazara hakim olan ülkeler, bir taraftan ortak yatırıma gitmekte, diğer taraftan devletin elinde olan tesislerin satın alınıp, teknolojisinin iyileştirilemsi suretiyle işbirliğine girmektedirler.

Bu alanlarda,  Çin sanayinin genelde rekabet gücü oldukça yüksektir. Ancak, Çin sözkonusu ürünlerin üretiminde kullanılan ara girdileri iş piyasadan karşılayamadığı ölçüde ithalat yoluyla sağlamaktadır. Bu ürünler arasında, demir-çelik ürünleri, kimyasal ürünler, tekstil elyafı, doğal taş ve çimento ve diğer inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi ürünleri ilk sıralarda yer almaktadır.

ÇHC’in planlı ekonomik modelden piyasa ekonomisine geçmesi ile ekonomik büyümesinde istikrarlı bir artış olmuş ve yaşam standardında düzelme kaydedilmiştir. Devlet desteğinin yoğun olduğu sektörlerde reformların gerçekleştirilmesinde sıkıntılar yaşanmış ve bu sektörler bugün ciddi bir rekabet baskısı altında bulunmaktadırlar.

Önümüzdeki dönemde Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılım nedeniyle bu baskının daha da artması beklenmektedir.Ayrıca, ÇHC’nin DTÖ’ye üye olması ile birlikte, özellikle de tarife oranlarındaki indirimlere bağlı olarak, pazara giriş koşullarında iyileşmeler meydana gelmiştir.ÇHC, DTÖ’ye katılım ile gümrük tarifelerinin indirilmesinin yanısıra, hizmet ticaretinin serbestleştirilmesi, miktar kısıtlamalarının kaldırılması, standartların uyumlaştırılması, kamu alımlarına şeffahlık getirilmesi, “ulusal muamele” uygulamasının giderilmesi ve sektör sipesifik uluslararası anlaşmalara taraf olunması gibi bir çok alanda taahhüt altına girmiştir. Çin’in taahhütlerini yerine getirmesi için 5 ile 10 yıl arasında değişen bir geçiş dönemi bulunmaktadır. Uygulamanın etkin olarak sağlanması için ise daha fazla süreye ihtiyaç duyulacaktır. Dolayısıyla Çin pazarının serbestiye doğru giden, ancak uluslararası kuralların uygulamada henüz tam olarak yerleşmediği kendine özgü bir yapısı bulunmaktadır.

ÇHC, sahip olduğu ekonomik güç, hızlı büyüme ve dış ticaret hacmi ile, satış ve ticaret bağlantıları yapılması gereken ve tüm dünyanın ilgi duyduğu cazip bir pazardır.Diğer taraftan, 2005 yılında AB ve ABD başta olmak üzere, gelişmiş ülkelerce tekstil ürünlerinde uygulanan kotaların sona erdirilmesine bağlı olarak anılan pazarlarda Çin ürünlerinin pazar payında ciddi artışlar meyda gelmektedir. Halihazırda tekstil ve hazır giyim alanında faaliyet gösteren firmaların Çinli firmalar ağırlıklı olduğu gözlenmektedir. Yabancı ortaklı tekstil firmalarının % 10’un altında olduğu bilinmektedir. Ancak, her ne kadar tekstil ürünlerinde Çin’in yıkıcı rekabet üstünlüğüne karşı belirli pazarlarda yürütülen ve ithalatta ani artışların yaşanmasını frenlemeye dönük önlemlerin hayata geçirilmesi çabaları bulunsa da, uzun dönemde Çin ile rekabet veya işbirliği noktasında buluşulacaği düşünülmektedir. Avrupalı firmaların daha ziyade işbirliği yanlısı olduğu bilinmektedir.

İşbirliği ile ÇHC’nin başta ucuz işgücüne dayalı düşük maliyet avantajı ile batının ileri teknoloji ve moda ve markaya dayalı üretim ile pazar avantajı biraraya getirilmeye çalışılmaktadır. Bu yapının, ülkemizin AB ve ABD pazarlarındaki rekabet gücünü etkileyebileceği söylenebilir.Çin bugüne kadar, Küreselleşme (Going Global) Stratejisi doğrultusunda, 27 ülke ve bölgeyi kapsayan ve Çin’in 2004 yılı toplam ticaret hacminin ¼’ünü oluşturan dokuz serbest ticaret anlaşması (STA) imzalamıştır. Özellikle son iki yılda Hong Kong’la imzalanan CEPA’da (Closer Economic Partnership Agreement) aşamalı olarak büyüme kaydedilmiş ve Çin-ASEAN (Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği) STA’sı çerçevesinde sürdürülen tarife indirimi programı uygulamaya geçirilmiştir. Pek çok ülke ile de STA anlaşması yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 11. Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamında, çok taraflı ticaret müzakerelerine ve çok taraflı/bölgesel/ikili ekonomik ve teknolojik işbirliklerine gidileceği, ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesi ve kolaylaştırılması yönünde çaba sarf edileceği belirtilmiştir.

Süregelen ticaret fazlası sonucu (2005 yılında 101.88 milyar dolar) Çin’in döviz rezervi 2005 sonu itibarı ile 818.9 milyar dolara ulaşmış, Şubat 2006 sonu itibarı ile 853.7 milyar dolarlık bir döviz rezervine sahip olan Çin, bu konuda Japonya’yı geçerek dünyanın en fazla döviz rezervine sahip ülkesi ünvanını almıştır.

Çin önümüzdeki beş yıl içinde ticaret yapısında ki büyümeyi miktar yoğun büyümeden, kalite yoğun büyümeye doğru kaydırmayı planlamaktadır. Bu kapsamda Çin önümüzdeki dönemde ileri teknoloji ürünleri ihracatını arttırmayı hedeflemektedir.

Aslında daha şimdiden, toplam ticarette makine, elektronik ürünler ve ileri teknoloji ürünlerinin payı giderek artmaktadır. 2005’te bu ürünlerin Çin’in dış ticaretindeki oranı %33’ü bulmuştur. 2006 yılı için ülkenin dış ticaret hacminin %15-20 oranında artarak 1600 milyar dolara ulaşması beklenmektedir.

Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre Çin’in 2010 yılında mal ticaret hacmi 2.3 trilyon dolara ulaşacaktır.  2005’ten bu yana Çin para birimi yuan’da gözlenen artışın Çin’in ticaret fazlası üzerinde azalma etkisi yaratması beklenmektedir. Öte yandan, OECD’nin Çin ekonomisi alanında en son hazırlamış olduğu rapora göre, 2010 yılında Çin’in dünya ticareti içindeki payı %10’a ulaşacak ve dünyanın en büyük ihracatçısı konumuna gelecektir.